Sahte Fatura

Sahte Fatura Kullanımı veya Düzenlenmesi ile Vergi Mahkemesi Yargılamaları

Vergi hukukunda en sık karşılaşılan konulardan biri, sahte fatura veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenleme ve kullanma meselesidir. Vergi Usul Kanunu (“VUK”) ve Türk Ceza Kanunu (“TCK”) çerçevesinde ağır yaptırımlara tabi olan bu fiiller, bu faturaları düzenleyen ve kullananlar ile ilgili hem mali hem de cezai sorumluluk doğurabilmektedir. Vergi idaresi tarafından yapılan incelemeler neticesinde, mükelleflerin sahte fatura kullandığı veya düzenlediği yönündeki tespitler, çoğu zaman vergi ve ceza davalarına konu olmaktadır. Ancak son yıllarda özellikle vergi mahkemeleri, vergi idaresinin varsayımsal yaklaşımlarına karşı titiz inceleme ve yargılamalar ile her olayın kendi özelinde somut delillerle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan kararlar vermektedir.

Vergi mükellefleri açısından sahte fatura düzenleme veya kullanma iddiaları, yalnızca mali yükümlülüklerle sınırlı kalmayıp, mükelleflerin günlük işleyişlerini de doğrudan etkileyen ciddi hukuki sonuçlara sebebiyet verebilmektedir. Vergisel yükümlülüklerini yerine getirme gayreti içinde olan mükellefler, defter kayıtlarının düzenliliği, fatura ve belgelerin doğruluğu gibi konulara azami özen göstermek mecburiyetindedir. Zira bir işletmenin tedarik zinciri, muhasebe kayıtları ve finansal raporlaması, sahte veya yanıltıcı belge iddialarıyla sekteye uğrayabilir ve bu durum, işletmenin ticari itibarını zedeleyebileceği gibi, ağır cezai ve mali müeyyidelerle de cezalandırılabilir.

Bu kapsamda, vergi mahkemelerinde yürütülen yargılamalar, idarenin toptancı bir bakış açısına karşın mükelleflerin savunma haklarını kullanarak vergi idaresinin tespitlerine karşı durabilmeleri açısından tek yol ve yöntemdir. Son yıllarda mahkemelerin, vergi idaresinin yalnızca varsayımsal veya soyut değerlendirmelerine dayanarak ceza tahakkuk ettirilmesinin yeterli görmemesi, mükelleflerin lehine önemli içtihatların oluşmasına katkı sağlamıştır.

1. Sahte Faturanın Hukuki Tanımı ve Mevzuattaki Yeri

Sahte fatura, gerçekte var olmayan bir mal veya hizmetin varmış gibi gösterilerek düzenlendiği belgedir. Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ise gerçek bir işlem bulunmakla birlikte, içeriği itibarıyla farklı veya eksik bilgi içeren belgelerdir.

Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi uyarınca sahte fatura düzenlemek veya kullanmak, vergi kaçakçılığı suçu olarak değerlendirilmekte ve cezai yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, sahte fatura düzenleyen veya kullanan mükellefler hakkında 3 (üç) yıldan 8 (sekiz) yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Vergi idaresi, mükelleflerin sahte belge kullanıp kullanmadığını vergi inceleme raporları, vergi tekniği raporları, karşıt incelemeler, çapraz kontroller, banka hareketleri, cari hesap analizleri, ödeme takibi, nakliye ve sevkiyat yöntemleri ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla her şekildeki yöntemlerle tespit edebilmektedir. Yapılan bu incelemeler neticesinde, sahte fatura kullandığı belirlenen mükellefler hakkında vergi ziyaı cezası uygulanmakta, fiilin ağırlığına bağlı olarak ceza yargılaması süreci de başlatılabilmektedir.

2. Vergi Yargılamaları ve Güncel İçtihatlar

Vergi incelemeleri sonucunda düzenlenen raporlara dayanarak yapılan tarhiyat işlemleri, mükellefler tarafından vergi mahkemelerine taşınabilmektedir. Vergi mahkemeleri ve üst derece mahkemeleri, sahte fatura kullanımıyla ilgili davalarda mükellefin ticari faaliyetinin gerçek olup olmadığını ve sahte fatura kullanma kastının bulunup bulunmadığını detaylıca incelemektedir.

Özellikle, mükellefin defter kayıtları, ödeme belgeleri, taşıma irsaliyeleri ve ticari ilişkileri dikkate alınmadan yapılan varsayımsal değerlendirmeler, mahkemeler tarafından sıklıkla hukuka aykırı bulunmakta ve tarhiyat işlemleri iptal edilmektedir.

Örneğin, Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin 22.12.2021 tarihli, E. 2021/1523, K. 2021/2096 sayılı kararı’nda; mükellefin beyannamelerini düzenli olarak vermesi, defterlerini tasdik ettirmesi ve yapılan yoklamalarda fiili olarak faaliyette bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle, yalnızca birtakım olumsuz tespitlere dayanarak sahte fatura düzenleme iddiasının kabul edilemeyeceğine hükmedilmiştir. Mahkeme, ayrıca mükellefin sahte fatura kullandığının varsayılmasının hukuka aykırı olduğunu ve her bir faturanın somut delillerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek vergi inceleme ra porunun eksik incelemeye dayandığını tespit etmiştir​.

Danıştay’ın güncel kararları da, bir mükellefin sahte fatura düzenleyen bir şirketten mal almış olmasının, otomatik olarak tüm faturalarının sahte olduğu anlamına gelmeyeceğini vurgulamaktadır. Mahkeme, mükellefin fiili mal alımını belgelediğini, banka ödemelerini ve taşıma irsaliyelerini sunduğunu belirterek, yalnızca fatura düzenleyen firmanın sahte olduğu iddiasına dayanarak ceza kesilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Bu tür yargı kararları, vergilendirmede varsayımsal yaklaşımlar yerine somut delillerin esas alınması gerektiğini ve idarenin iddiasını kesin ve net şekilde ispatlamadığı takdirde mükellef aleyhine işlem yapılamayacağını ortaya koymaktadır.

3. Vergi Usul Kanunu Kapsamında Yaptırımlar

Vergi Usul Kanunu’na göre, sahte fatura düzenleme veya kullanma fiilleri şu yaptırımlara tabidir:

3.1. Vergi ziyaı cezası: Sahte fatura nedeniyle eksik beyan edilen vergiler için bir kat vergi ziyaı cezası uygulanır. Eğer mükellefin kastı bulunduğu tespit edilirse, ceza üç katına çıkarılır.

3.2. KDV indirimlerinin reddi: Sahte fatura kullanıldığı tespit edilen mükelleflerin, ilgili faturalar üzerinden indirdiği KDV’ler iptal edilir ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

3.3. Özel esaslara tabi tutulma: Sahte belge kullanan mükellefler, riskli mükellef statüsüne alınarak KDV iadelerinde sıkı denetime tabi tutulabilir.

4. Ceza Hukuku Açısından Yaptırımlar

VUK’un 359. maddesi, sahte fatura düzenleme ve kullanma fiilini bir vergi suçu olarak kabul etmekte ve cezai sorumluluk öngörmektedir. Bu noktada, sahte belge düzenleyenler için öngörülen hapis cezasının üç yıldan beş yıla, sahte belge kullananlar için öngörülen hapis cezasının ise onsekiz aydan üç yıla kadar olduğu söylenebilir.

Ayrıca, sahte fatura düzenleyen kişiler Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi kapsamında “resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile de karşı karşıya kalabilirler.

Ceza hukukunda önemli olan nokta, mükellefin sahte belgeyi bilerek ve kasıtlı olarak kullanıp kullanmadığının ispat edilmesidir. Eğer mükellef, gerçek bir mal veya hizmet alımı yaptığını kanıtlayabilirse, ceza davasının neticesi beraatle sonuçlanacaktır.

5. Sonuç ve Değerlendirme

Vergi mevzuatında sahte fatura düzenleme veya kullanma fiilleri, ciddi idari ve cezai yaptırımlara tabi olup, mükelleflerin mali yükümlülüklerini ve ticari faaliyetlerini doğrudan etkileyen riskler barındırmaktadır. Ancak, vergi idaresinin varsayımsal yaklaşımlarına dayanan tarhiyat işlemleri, yargı mercileri nezdinde her olayın somut deliller çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan kararlarla sıklıkla iptal edilmektedir. Vergi mahkemeleri, özellikle son yıllarda, mükelleflerin ticari faaliyetlerini destekleyen belgelerin ve işlemlerin bütüncül olarak incelenmesi gerektiğini vurgulayan içtihatlar geliştirmiştir.

Bu bağlamda, mükelleflerin vergi incelemelerine karşı hukuki güvencelerini koruyabilmeleri için, kayıt ve belgelerini titizlikle düzenlemeleri, ticari ilişkilerinde güvenilir firmalarla çalışmaları ve vergi idaresinin tespitlerine karşı gerekli hukuki savunmalarını hazırlamaları büyük önem arz etmektedir. Vergi yargılamalarında mükellefler lehine oluşan içtihatlar, hukuka aykırı tarhiyatların iptal edilmesi noktasında önemli bir dayanak sağlamakta olup, gelecekteki davalarda da somut delil esasına dayalı bir değerlendirme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.


Av. Mustafa ERGEN (mustafa@cetinavukatlik.com)

Av. Alper ÇETİN (alper@cetinavukatlik.com)


Ofisimizin konu ile alakalı hizmetlerine ilişkin detaylı bilgi almak için: